Benzersiz Bir Başyapıt: Taxi Driver


Aydın Sever – 20 Temmuz 2017

Hem bağımsız hem de gişe filmlerinin büyük ustası Martin Scorsese'in birçok filminde olduğu gibi yine New York'ta geçen Taxi Driver (Taksi Şoförü), sinema tarihinde benzeri olmayan bir başyapıttır.

1976 tarihli Taxi Driver, Robert de Niro'nun da filmografisindeki en önemli filmlerden biridir. De Niro rolüne adapte olabilmek için aylarca taksi şoförlüğü yapmıştır ve daha henüz 26 yaşındadır.

Filmde Cybill Shepherd'ı Travis'in hoşlandığı kadın Betsy,  Jodie Foster'ı daha ilk rollerinden olan Iris ve en iyi karakter oyuncularından biri olan Harvey Keitel'ı Iris'i pazarlayan adam olarak izleriz.

Travis Bickle Vietnam savaşına katılmış, uyku sorunu çeken bu yüzden gece gündüz çalışmak isteyen, arkadaşı olmayan, anti sosyal biridir. New York'ta taksicilik yapan Travis, iş olsun yeter ki mantığıyla şehrin en ücra köşelerine kadar gider. Bu psikolojik durumunda Vietnam Savaşı'na katılmış olmanın da payı büyüktür. Savaş sonrası sivil hayata adapte olamamıştır.

Travis Bickle son derece yabancılaşmış biridir. Yalnız kalmıştır. Toplumdan dışlanmıştır. Artık hayatta onu tatmin eden hiçbir şey yoktur. Bir şekilde hayatındaki bu eksikliği gidermek istemektedir. Arkadaş ve kadın yoktur hayatında. Bir nevi kent insanının yaşadığı bunalımdır Travis'inki. Hoşlandığı bir kadını porno film izlemeye götürecek kadar dünyadan bihaberdir.

Travis çalıştığı sırada şehrin hep kötü yanına şahit olur ve zamanla kendi içinde kahramanlığa soyunarak şehirde rahatsız olduklarını düzeltme isteği oluşur. Sonradan Iris'le 13 yaşında fahişelik yapan tanışır ve kendindeki eksiklikleri onu bu hayattan kurtararak (bir nevi anti kahramanlığa soyunarak) giderme çabası içine girer.

Film en büyük Oscar ayıplarından biridir. Oscar ne Scorsese'ye ne senarist Poul Schrader’a ne de belki de hayatının en iyi rollerinden birini çıkaran De Niro'ya uğramıştır.

Scorsese'in yönetmenliğinin zirvelerinden olan film, Bernard Herman'ın müziğiyle New York'un ücra sokaklarından birinde, bir taksinin içindeki şoförün anlamsız ve tiksinen bakışlarıyla başlar. Etraf dumanlıdır. Görüntü, atmosfer ve müzik Travis'in ruh haline birebir uymaktadır ve Scorsese bunu ne bir diyalog ne de bir dış ses olmadan daha filmin başında kendine has sinema diliyle izleyiciye verir.



Başlangıçta Travis hoşlandığı kızın patronu olan senatörü öldürmeye soyunur. Fakat bu durumda toplumun gözünde bir katil olacaktır. Bunu beceremez zaten. Fakat Iris'i fahişe olarak pazarlayan adamı öldürünce kahraman olur ve gazetelere çıkar. Şimdi bu adam bir kahraman mıdır, yoksa bir katil mi? Yoksa sadece cahillik ve yalnızlık sonucu ne yaptığını bilmeyen, derin psikolojik sorunları olan biri mi? İşte karşımızda sinema tarihinin belki de en sorunlu tiplerinden biri durmaktadır: Travis Bickle…

Burada varılması gereken nokta Travis'in şehirdeki rahatsızlıklarından "devlet" in ya da "iktidar"ın ne kadar rahatsız olduğudur. Bu durum Travis'in ya da Travis gibilerin sorunu değildir. Bu derinlemesine çözüm gerektiren bir sorundur. Fakat bu sorunlara olan ilgisizlik böyle anti kahramanların doğmasına neden olmaktadır. Bu tarz insanların kendini bu şekilde sorunlarından kurtarması ve kahraman ilan edilmeleri toplumdaki en önemli kavramlardan ikisi olan adalet ve denetim mekanizmasının işlemediğinin ciddi bir kanıtıdır ve Taxi Driver bu yönüyle ciddi bir toplumsal eleştiri getirir.

Film toplumsal eleştirinin yanında yalnızlık ve yabancılaşma gibi bireysel psikolojik sorunları da en uç noktalarda işler ve kafkaesk bir yapısı vardır.

Taxi Driver’ın replikleri de çok özeldir. Travis'in ayna karşısındaki efsane olan "are you talking to me?" repliği ise unutulmazdır ve sinema tarihine geçmiştir. Travis öylesine hastalıklı bir tiptir ki; kendi egosunu kendi kurduğu cümlelerle inciterek aynada kendisini gaza getirir. Kendi kendine bir "hiç" olduğunu sürekli dile getirerek içindeki değersizlik duygusunu ve bunun sonucu oluşan kendini ispatlamaya yönelik her an patlayacak dürtülerini ele verir. Bu sahne tamamen de Niro'nun doğaçladığı bir sahnedir.  

İşte sinemaya "are you talking to me?" olarak geçen sahne :


Benzersiz Bir Başyapıt: Taxi Driver Benzersiz Bir Başyapıt: Taxi Driver Reviewed by sineMakale on Temmuz 20, 2017 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.