Sinema Tarihinin Unutulmaz Klasiği:Casablanca



Aydın Sever - 5 Temmuz 2017

En bilinen aşk filmi diyebilirsiniz ona, hatta en iyi aşk filmi de diyebilirsiniz. Evet sinema tarihinin unutulmaz klasiği 1942 yapımı Casablanca'dan bahsediyorum.

İyi işlenmiş hikayesi, görselliği, oyunculukları, yönetmenliği, unutulmaz replikleri, politik duruşu,
efsane şarkısı ve kavuşulamayan aşkı ile çoğumuzun aşk filmi denilince ilk akla gelendir Casablanca.

Aşk filmi işte altı üstü çok klişe diyebilirsiniz ama şimdiye kadar aşk filmlerinde izlediğiniz bütün klişelerin ilk örnekleri Casablanca'dadır. Dolayısıyla dönemine göre hiç de klişe değildir. Halen de dünyanın defalarca en çok izlenen filmleri, en çok kiralanmış videoları arasındadır. Filmde politik bir duruş da vardır. Mutlu son ile bitmemesi de en büyük artısıdır.


Film Paris'te cafe işleten Rick (Humphrey Bogard) ile Ilsa'nın (Ingrid Bergman) aşklarını anlatır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Paris'in Almanlar tarafından işgalinin öncesinde yaşanmıştır bu aşk. Bu aşkın kendisi de, yaşandığı şehir de bu nedenle çok özeldir. Ama artık savaş nedeniyle Paris'ten ayrılmak gerekmektedir. Rick ile Ilsa tren ile Paris'ten ayrılmaya karar verirler. O gün gelir ve sözleştikleri saatte istasyonda sevgilisiyle buluşmaya giden Rick, Ilsa'ya rastlayamaz. O kadar beklemesine rağmen gelmez Ilsa. Daha sonra ondan haber alamayan Rick savaşın en güvenli yerlerinden olan Casablanca'da (kendini savaşta güvende hissetmek isteyen birçok insan buraya göçmektedir.) bölgenin en popüler barını açarak bundan sonraki hayatını orada sürdürür. Rick bundan sonraki süreçte yalnız olarak hayatına devam eder ve hikayesini kimseye anlatmaz. Sırrını bilen sadece en yakın dostu ve barının piyanisti Sam'dir. Sam arkadaşı için çok üzülmektedir. Rick'in kalbi çok kırılmıştır. Aradan yıllar geçmiş ama halen Ilsa'yı unutamamıştır. Bir türlü kabullenememektedir bu durumu. Bir gün barına Ilsa gelir. Fakat eşiyle gelmiştir. Eşi Victor nazilere karşı direnişin önde gelen isimlerinden biridir ve diğer direnişçilere ulaşabilmek için Casablanca üzerinden Lisbon'a gitmesi gerekmektedir. Bu işte de kendisine yardımcı olacak olan tek kişi Rick'tir. Çünkü Rick'in polis teşkilatıyla yakın bir ilişkisi vardır. Rick Ilsa'yı gördüğü anda başa sarar he rşey. Onu hiç unutamadığını ve halen ona delicesine aşık olduğunu anlar. Ilsa'nın hikayesini dinlemek istemektedir. Ilsa, Victor'u Rick'ten önce tanımaktadır. Ilsa Rick birlikte olduğu dönemde Victor'un savaşta öldürüldüğünü zannettiğini ama sonradan Victor'ın çıkageldiğini anlatır. Ona çok şey borçlu olduğundan bahseder ve direnişteki rolünü anlatır. Rick'e halen kendisine aşık olduğundan ama burada onunla kalamayacağından bahseder. Savaş insanların tüm hayatlarını etkilediği gibi aşklarını da yaşamalarına izin vermemektedir. Rick her şeyi içine gömerek Ilsa ve Victor'ı bir şekilde Casablanca'dan çıkarır. En azından sevildiğini bilmek bile yetmiştir ona. Sonuçta savaşın sona ermesi en önemli şeydir. Aynı şekilde Ilsa da da durum aynıdır. Hayatının aşkını bırakıp gitmek zorunda kalmıştır.



   
Bogard ve Bergman sinema tarihinin belki de en önemli ikilisini oluştururlar bu filmde. İkisi de rolünün hakkını fazlasıyla verir. Uyumları ve etkileşimleri çok iyidir. Bergman'ın bakışları film boyunca muhteşemdir. Bogard'ın umursamaz cool tarzı ise sonraki filmlerinde hiç yakasını bırakmamıştır. Bogard'ın beyaz takımı, trençkotu ve ağzından düşmeyen sigarası filmin unutulmazları arasına girmiştir. Filmin aynı zamanda müthiş bir yardımcı oyuncu kadrosu vardır. Tabii ki Akademi tarih boyunca süregelen hatalarına o sene de devam etmiş Bogard'ı sadece en iyi erkek oyuncu adayı olarak göstermiş, Bergman'ı ise aday olarak bile göstermemiştir.  

Film ticari bir film olarak düşünülmüş fakat önlenemez bir biçimde sanat filmi kategorisine erişmiştir. Hatta film ciddi bir politik duruş sergilemek istemese de hep faşizm karşıtı bir film olarak algılanmıştır. Sonuçta filmde faşizmin sonucu olan savaşın insan hayatlarına etkileri ve insanların hayatlarını aşklarını yaşayamaması anlatılmaktadır.




Filmin önemli sahnelerinden biri, Victor’un marş söyleyen Nazi askerlerine karşı kalabalığa La Marceillaise’yi hep bir ağızdan söyletmesidir ama bu durum kendi içinde bir ironi barındırır. Victor'un bunu yaptığı yer olan Casablanca senelerce Fransız işgaline uğramış Fas'ın bir kentidir. Kendisi ise şimdi Fransızları Alman işgalinden kurtarmaya çalışmaktadır. 

Filmin olağanüstü replikleri vardır. Defalarca izlenebilmesinde bu repliklerin önemi çok büyüktür. Diyalogların bu kadar iyi olmasında tiyatro oyunundan uyarlanmasının etkisi fazladır.

Filmin en önemli repliği "Play it again Sam" dir. Rick bunu söyledikçe yakın dostu Sam içi buruk bir şekilde Ilsa ile olan şarkısı "as time goes by"ı çalar. "Play it again Sam" film ile anılan bir repliktir. Aynı zamanda sinema tarihinin de en önemli repliklerindendir.  

Bir başka sahnede ise Almanların Paris'i işgalinden hemen önce Ilsa Rick'e döner ve "Dünya yok olacak ama biz aşık olmakla meşgulüz" der.

Bir başka güzel replik de ise Ilsa Rick'e döner ve :

"Sana sonunu bilmediğim bir hikaye anlatayım mı? Seni seviyorum" der.

Rick'in kız arkadaşı Yvonne ile olan repliği de sinema tarihine geçmiş enfes bir repliktir :

Yvonne : Dün gece neredeydin?
Rick : Çok zaman geçti hatırlamıyorum.
Yvonne : Yarın ne yapacaksın?
Rick : O kadar ilerisini şimdiden göremem.

Filmin eskiyemeyen bir yapısı vardır. Bir aşk filmidir ama beslendiği atmosfer çok iyidir. Fonuna savaşı almıştır ve imkansız bir aşkı en imkansız olabilecek zamanda ve ortamda savaş döneminde anlatmıştır. 

Rick karakteri filmde çok iyi oturtulmuş bir karakterdir. Rick aşkı için her şeyi göze almıştır ve hayatında Ilsa olmayınca yıkılmış, hayata küsmüş ve kadınlara bakışı değişmiştir. Dışarıdan görüntüsüyle duygusuz sadece kendini düşünen biridir. Sert ve duygusuz bir görüntüsü vardır ama sadece kalbi kırılmıştır. Bu durum savaşa karşı bile umursamaz davranmasına neden olmaktadır. Bir nevi "benim derdim kendime yetiyor" havasındadır. Fakat Rick filmin sonunda üzerindeki ölü toprağını atacak ve hayatında şimdiye kadar en çok sevdiği kadını bile kollarının arasından bırakarak direniş için elinden gelen her şeyi yapacaktır.  

Film en iyi yönetmen (Michael Curtiz), en iyi film ve en iyi senaryo Oscarlarını kazanmıştır.


Şimdiye kadar yapılan neredeyse tüm aşk filmlerine bir şekilde ucundan kıyısından dokunan Casablanca'yı Sam'in piyanosuyla Rick'in "play it again Sam" sözleriyle ve o muhteşem caz baladı "as time goes by" şarkısıyla bir kez daha hatırlayalım.


Sinema Tarihinin Unutulmaz Klasiği:Casablanca Sinema Tarihinin Unutulmaz Klasiği:Casablanca Reviewed by sineMakale on Temmuz 05, 2017 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.