Harikalar Diyarından Gerçeğe Felsefi Bir Yolculuk: Matrix

Matrix (1999) - kapak görseli

Aydın Sever - 22 Haziran 2017

1999 · ABD · 136 dk
Yönetmen: Lana ve Lilly Wachowski
KISA ÖZET

Matrix 1999'da çıktı, sorduğu soru ise Platon'a kadar uzanıyor. Bu yazıda filmi üç metinle birlikte okuyorum: mağara alegorisi, Descartes'ın kötücül cini ve Baudrillard'ın simülasyon kuramı. Neo'nun oyduğu kitabın neden o kitap olduğunu, kırmızı hapın bilgiden çok bedel anlattığını ve Cypher'ın neden geri dönmek istediğini yazdım. Sonda filmin bugün hâlâ neden tartışıldığına dair kendi cevabımı da verdim. Film bir felsefe dersi vermiyor, ama doğru soruları soruyor.

Matrix 1999'da vizyona girdiğinde ben onu bir aksiyon filmi sanmıştım. Yeşil kod yağmuru, havada duran kurşunlar, siyah pardösüler. Salon çıkışında aklımda kalan tek şey Morpheus'un avucundaki iki haptı.

Film 136 dakika ve o süre boyunca seyirciye bir söz veriyor: gördüğün şeyin arkasında başka bir şey var. Neo bunu öğrendiğinde rahatlamıyor. Korkuyor, midesi bulanıyor, bir süre doğru düzgün yürüyemiyor. Benim filmi sevme sebebim hep burada kaldı.

Keanu Reeves, Laurence Fishburne ve Carrie-Anne Moss'un taşıdığı hikaye aslında basit: simülasyonda yaşadığını öğrenen bir adam gerçekliğin peşine düşüyor. Filmin jeneriğinde yönetmen olarak Andy ve Larry Wachowski yazıyor. İkisi bugün Lana ve Lilly Wachowski adını kullanıyor. Senaryo felsefe kitaplarından doğrudan besleniyor; Platon'dan Baudrillard'a uzanan izler film boyunca takip edilebiliyor.

Mağaradan çıkan adam

Platon, Devlet'te Sokrates'e bir mağara anlattırır. İçeride zincirlenmiş insanlar var. Çocukluktan beri aynı yöne bakıyorlar ve arkalarındaki ateşin duvara düşürdüğü gölgeleri izliyorlar. Gölgeleri gerçek sanıyorlar, çünkü başka bir şey görmediler. Biri çözülüp yukarı çıkarıldığında gözü güneşte kör olur, alışması zaman alır. Sonra mağaraya döner ve gördüklerini anlatmaya çalışır. Gölgeleri artık iyi seçemediği için arkadaşları onu bozulmuş sanır.

Matrix bu hikayeyi neredeyse birebir kuruyor. Kapsüller zincir, duvardaki görüntü gölge. Neo yukarı çıkarıldığında gerçek onu kör ediyor. Ama Platon'un asıl sorusu filmde de aynı yerde duruyor: gölgeleri gören insan, gölge olmadığını öğrendiğinde ne yapar?

Descartes'ın kötücül cini

Descartes 1641'de yayımlanan Meditasyonlar'da her şeyden şüphe eder. Duyular yanıltıyorsa duyulara dayanan her şey şüphelidir. Sonra daha kötüsünü düşünür: ya beni sürekli kandıran çok güçlü bir varlık varsa? O zaman gördüğüm dünya var mı, bedenim benim mi?

Bu düşünceye kötücül cin diyor. Vardığı yer şu: her şeyden şüphe edebilirim, ama şüphe eden birinin var olduğundan şüphe edemem. Neo'nun durumu tersinden işliyor. O şüphe etmiyor, şüpheye itiliyor. Descartes şüpheyi bir temel bulmak için kullanıyor. Neo'nun ayağının altından zemin zaten çekilmiş, elinde kalan tek şey soru sorma yeteneği.

Kavanozdaki beyin, kapsüldeki beden

Beyin bir kavanozda problemi bu hattın modern ucu. Hilary Putnam 1981'de bu düşünce denemesini, bir bilgisayarın beslediği kavanozdaki bir beyin üzerinden tartıştı. Beyin gördüğünü sanıyor, ama gördüğü şeyin karşılığı yok. Nerede olduğunu bilmiyor, bilmesi için bir yeri de yok.

Matrix'in farkı bedeni elinden almaması. Neo kapsülde yatıyor, kablolarla besleniyor, uyandığında kasları tutmuyor. Film simülasyonu bir kafa meselesi olmaktan çıkarıp bedene yazıyor. Bence bu yüzden kavanozdaki beyinden daha rahatsız edici. Beynin kaybedecek bir bedeni yok. Neo'nun var.

Neo'nun sakladığı kitap

Filmin başında Neo bir kitabı oyup içine disket saklıyor. O kitap Jean Baudrillard'ın Simülakrlar ve Simülasyon'u. Rastgele bir aksesuar değil. Baudrillard 1981'de yayımlanan kitapta kopyanın artık kopyaladığı şeyden önce geldiğini söylüyor. Harita bölgeden önce çiziliyor, gerçek kendi modeline bakılarak üretiliyor.

Morpheus, Neo gemide uyandıktan sonra onu çölün gerçeği diye karşılıyor. Yani gerçek, simülasyonun bittiği yerde başlayan yeşil bir cennet değil. Kuru, soğuk, çıplak bir yer. Filmin Baudrillard'dan aldığı şey bence tam olarak bu: simülasyonun karşısında duran şey de bir manzara değil.

Kırmızı hap bir bilgi değil, bir bedel

Kırmızı hap sahnesi filmde bir test gibi duruyor, oysa bir sözleşme. Morpheus iki hap uzatıyor. Mavi olan Neo'yu yatağına geri götürür, istediğine inanmasına izin verir. Kırmızı olan tavşan deliğinin dibini gösterir. Neo kırmızıyı seçiyor ve film burada dürüst davranıyor: seçim ona bir bilgi kazandırmıyor, bir bedel yüklüyor. Kapsülden çıkıyor, kablolar sökülüyor, yıllardır kullanılmayan kasları canlanıyor.

Karşısında Cypher var. Gerçek dünyayı görmüş, bilmiş ve geri dönmek istiyor. Elinde bir biftek tutarken bunun var olmadığını bildiğini söylüyor. Umurunda değil. Mavi hapı sonradan seçen adam bence filmin en dürüst karakteri. Cehalet mutluluk değil, ama bazen daha ucuz.

Bugün neden hâlâ konuşuyoruz

Film 1999'da çıktı ve o günden beri ekran üzerine yapılan tartışmaların ortasında duruyor. Bence Matrix'in asıl meselesi makineler değil, rahat olan resmi seçme eğilimi. Neo'nun hikayesi bir kahramanlık hikayesi olarak da okunabilir, ben onu bir direnme hikayesi olarak okuyorum: elindeki açıklama işine yaramadığında onu bırakabilmek.

2003'te çıkan devam filmleri bu soruyu dağıttı. İlk filmde soru hâlâ açık ve bu yüzden hâlâ çalışıyor. Kırmızı hap tek seferlik bir seçim değil. Aynı soru her gün yeniden soruluyor.

Sık Sorulan Sorular

Matrix hangi felsefi metinlerle birlikte okunmalı?

Üç tanesi öne çıkıyor: Platon'un Devlet'indeki mağara alegorisi, Descartes'ın Meditasyonlar'ındaki kötücül cin düşüncesi ve Baudrillard'ın Simülakrlar ve Simülasyon kitabı. Beyin bir kavanozda problemi de aynı hattın modern ucunda duruyor.

Kırmızı hap ile mavi hap neyi anlatıyor?

İkisi de bir tercih. Mavi hap rahat olan açıklamayı korumak, kırmızı hap o açıklamayı bırakıp bedeli ödemek. Film kırmızıyı kesin doğru cevap gibi sunmuyor; Neo'nun yaşadığı sarsıntıyı da gösteriyor.

Film gerçekten Baudrillard'ı mı anlatıyor?

Kitap filmde görünüyor ve simülasyon fikri senaryonun omurgasında. Ama film bir felsefe dersi değil. Baudrillard'ın tezlerini alıp bir aksiyon anlatısına çeviriyor. Kitabı okumadan film anlaşılır; film ise o soruyu geniş bir seyirciye taşıyor.

REKLAM
Harikalar Diyarından Gerçeğe Felsefi Bir Yolculuk: Matrix Reviewed by Semih Kuru on Haziran 22, 2017 Rating: 5

2 yorum:

  1. Matrix gerçekten de felsefi bir filmdi ve birçok bu türdeki filmlerin yapılmasının yolunu açtı ve sanırım yakın zamanda bir matrix filmi daha çekilecek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama sanırım Wachowski kardeşler yeni filmde olmayacaklarmış. Bakalım nasıl bir film bizi bekliyor

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.