Korku Türünde Kadın Yönetmenlerin Yükselişi

Korkuda Kadın Yönetmenler - kapak görseli

Aydın Sever

KISA ÖZET
Korku sinemasında kadın yönetmenlerin ağırlığı 2010'ların ikinci yarısında belirgin biçimde arttı. Alice Lowe, Amber Tamblyn, Roxanne Benjamin, Julia Ducournau ve Jennifer Kent; ilk uzun metrajlarında ya da kısa filmlerinde türün kalıplarını kendi meselelerine göre eğdi. Bu yazı filmleri tek tek ele alıyor ve ortak noktalarını arıyor: annelik, yas, beden ve ev. Filmlerin çoğu ilk uzun metraj denemesi. Prevenge ile Raw ise festival dolaşımıyla Türkiye'de de gösterildi.

2017'nin ilk yarısında Kirsten Dunst'un başrolündeki Woodshock'un fragmanı yayınlandı. Filmin arkasında Mulleavy kız kardeşler var. İkisi de moda tasarımcısı. Siyah Kuğu'nun kostümlerini de onlar hazırlamıştı. Bu iki ismin uzun metrajlı bir gerilim çekmesi o dönem için sıra dışı göründü. Bence asıl dikkat çeken şey bu değildi. Kadın yönetmenlerin korku ve gerilim tarafında art arda film çıkarmasıydı. Woodshock bir eşik gibi duruyor: öncesinde tek tük örnek vardı, sonrasında bir dizi.

Alice Lowe: Prevenge

Alice Lowe İngiliz, uzun süredir oyunculuk yapıyor. Prevenge onun ilk uzun metraj yönetmenlik deneyimi. Senaryoyu bir gece ansızın yazmaya başlamış. Filmi kendisi karanlık bir korku komedisi diye tanımlıyor. Hikâye yedi aylık hamile Ruth'un etrafında dönüyor. Ruth eşini bir kaya tırmanışında kaybetmiş. Doğmamış bebeğinin kendisine yol gösterdiğine inanıyor. Filmin geri kalanı bu inancın nereye vardığını izliyor.

Lowe çekimler sırasında gerçekten hamileydi. Bu ayrıntı filmi baştan sona değiştiriyor. Karın büyüdükçe Ruth'un bedeni de ekranda büyüyor. Korku ile mizah arasındaki denge zor bir denge. Lowe bunu tuhaf ve rahatsız edici bir yerden kuruyor; seyirciyi güldüğü yerde tedirgin etmek istiyor gibi. Film 2016'da Venedik, Toronto, Londra ve Chicago festivallerinde gösterildi. Türkiye'de !f İstanbul kapsamında Hamintikam adıyla çıktı.

Amber Tamblyn: Paint It Black

Amber Tamblyn de ilk uzun metrajında. Paint It Black'in senaryosunu kendisi yazdı. Metin, Janet Fitch'in aynı adlı romanından yola çıkıyor. Josie'nin sevgilisi Michael intihar ediyor. Michael'ın annesi ortaya çıkıyor ve oğlunun ölümünden Josie'yi sorumlu tutuyor. İki kadın, Michael olmadan bir hayat sürmeye çalıştıkça aralarındaki gerilim büyüyor.

Burada korku doğaüstü bir şeyden gelmiyor. Yastan geliyor. Bir de yasın sahiplenilmesinden. Kim daha çok sevdi, kim daha çok acı çekiyor, kimin yası daha meşru. Bence filmin asıl derdi bu soru. İki kadın da aynı kaybın etrafında dönüyor ama birbirlerinin acısına yer bırakmıyorlar. Bir değerlendirmede filmin dramayı yenilikçi yöntemlerle buluşturduğu söyleniyor. Katılıyorum; Tamblyn türün araçlarını alıp bir yas hikâyesinin içine yerleştiriyor.

Roxanne Benjamin ve XX seçkisi

Roxanne Benjamin'i uzun süre yapımcı olarak tanıdık. Son birkaç yılda yönetmen koltuğuna da geçti. Röportajlarında korku filmlerini ve cesur deneyimleri sevdiğini söylüyor. XX, kadın yönetmenlerin yazıp çektiği dört kısa filmden oluşan bir seçki. Benjamin bu seçkide 'Do not Fall' adlı bölümü yazdı ve yönetti.

Seçki formatı burada önemli. Kısa film, bir yönetmenin ne yapacağını göstermesi için en kısa yol. Bir uzun metrajın riskini almadan izleyiciye ve yapımcıya kendini tanıtıyor. Bence XX'nin değeri tek tek bölümlerden çok, bir arada durmasında. Dört farklı kadın ve dört farklı korku anlayışı tek çatı altında duruyor. Türün tek bir sesle konuşmadığını gösteriyor. Benjamin'in yapımcı geçmişi de burada işine yarıyor; bütçenin nereye harcanacağını, neyin ekranda görüneceğini biliyor.

Julia Ducournau: Raw

Raw, Ducournau'nun ilk uzun metrajı. Fransız yönetmen senaryo yazarlığından geliyor. Film 2016'da Cannes ve Toronto'da ilgi gördü. Ardından İstanbul Film Festivali kapsamında Türkiye'de gösterildi. Hikâye vejetaryen bir aileden gelen genç bir kızın veteriner hekimliği fakültesine başlamasıyla açılıyor. Kız, kendisi ve dünya hakkında rahatsız edici gerçeklerle karşılaşıyor. Film bir yamyam hikâyesi. Sahneler rahatsız edici derecede kanlı.

Ducournau'nun yaptığı şey bedeni bir sınav alanına çevirmek. Aile, okul, ilk kez evden ayrılmak. Hepsi aynı bedende iz bırakıyor. Bence Raw'ın gücü kanın dozunda değil. Gücü, ergenliğe geçişi beden üzerinden anlatmasında. Et yemeyi reddeden bir evde büyümüş bir kızın ilk kez neyi istediğini fark etmesi, filmin en rahatsız edici yeri. Kan burada bir metafor değil, sonuç.

Jennifer Kent: The Babadook

The Babadook 2013'te çıktı. Yönetmeni Jennifer Kent. Exorcist'in yönetmeni filmi, şimdiye kadar gördüğü en korkunç film diye nitelendirdi. Stephen King de filmi övdü. Kent o sıralar yeni filmi The Nightingale'in hazırlıklarını sürdürüyordu.

Film klasik ev içi korku geleneğine yaslanıyor. Bir anne, bir çocuk, bir kitap. Kapılar, koridorlar, uykusuz geceler. Eleştirmenler türün klişelerini eğlenceli bir biçimde yıktığını ve çocukluk travmasına dikkat çektiğini yazdı. Bence The Babadook'un asıl meselesi canavar değil. Bir annenin çocuğundan nefret etme ihtimali. Film bunu söylemekten çekinmiyor ve korkuyu tam oraya yerleştiriyor.

Ortak noktalar ve bir dönem tespiti

Bu beş isme birlikte bakınca birkaç şey tekrar ediyor. Lowe, Tamblyn ve Ducournau için bunlar ilk uzun metraj. Yani mesele kariyerinin ortasında türe dönen yönetmenler değil; türe ilk filmle giren bir kuşak. İkincisi, festival dolaşımı. Cannes, Venedik, Toronto ve Londra; sonra Türkiye'de !f İstanbul ve İstanbul Film Festivali. Filmlerin ülkeye gelmesi bu hattan oluyor.

Üçüncüsü, ortak meseleler. Annelik, yas, beden, ev. Korku bu meseleleri anlatmak için elverişli bir tür. Çünkü tür, normal sayılan şeyin içindeki çatlağı göstermeye izin veriyor. Bence bu filmlerin yaptığı tam olarak bu. Korkuyu süs olarak kullanmıyorlar; korkuyu bir aile içi ilişkinin, bir yasın ya da bir bedenin dili yapıyorlar. Woodshock gibi yapımların görünürlüğü de bu kapıyı daha geniş açıyor.

Sık Sorulan Sorular

Bu filmler Türkiye'de gösterildi mi?

Prevenge !f İstanbul kapsamında Hamintikam adıyla, Raw ise İstanbul Film Festivali kapsamında gösterildi. Diğerleri için yazıda bir gösterim bilgisi yok.

Hangi yönetmenler ilk uzun metrajlarını çekti?

Alice Lowe, Amber Tamblyn ve Julia Ducournau. Lowe'un filmi Prevenge, Tamblyn'in filmi Paint It Black, Ducournau'nun filmi Raw.

The Babadook neden bu kadar konuşuldu?

Exorcist'in yönetmeninin filmi şimdiye kadar gördüğü en korkunç film diye anması ve Stephen King'in övgüsü dolaşıma girdi. Film ayrıca ev içi korku geleneğini kullanıp çocukluk travmasına bakmasıyla ayrıldı.

REKLAM
Korku Türünde Kadın Yönetmenlerin Yükselişi Reviewed by Semih Kuru on Mayıs 16, 2017 Rating: 5

Hiç yorum yok: