Elveda Las Vegas (1995) Filmi: Konusu ve İncelemesi

Elveda Las Vegas (1995) - kapak görseli

Aydın Sever – 9 Ağustos 2017

1995 · ABD · 111 dk
Yönetmen: Mike Figgis
KISA ÖZET Mike Figgis'in yazıp yönettiği 1995 yapımı Elveda Las Vegas, alkolizmin dibine inmiş bir senaristin Las Vegas'ta tanıştığı bir kadınla kurduğu kısa ilişkiyi anlatır. Nicolas Cage Ben Sanderson, Elisabeth Shue Sera rolünde. Film seyirciyi teselli etmiyor, kolay bir son sunmuyor. Bence yapımı taşıyan şey hikâyenin karanlığından çok, iki oyuncunun yüzünde kalan boşluk. Aşağıda filmin hikâyesine, oyunculuklarına ve neden hâlâ konuşulduğuna bakıyorum.

Las Vegas Bir Kaçış Değil

Ben Sanderson işini kaybetmiş bir senarist. Hollywood'da artık aranmıyor. Karısı onu terk etmiş, çocuğunu da yanına almış. Elinde kalan tek şey içki. Film bunu uzun uzun açıklamıyor. Birkaç sahneyle, birkaç bakışla anlatıp geçiyor. Sonra Ben Las Vegas'a gidiyor.

Gittiği yer bir tatil şehri. Onun için tatil değil. Kendine bir tür son durak seçmiş. Orada içmeyi bırakmayı değil, içerek bitirmeyi istiyor. Bu tercih filmin havasını baştan belirliyor. Seyirci ilk dakikalarda kurtuluş beklememesi gerektiğini anlıyor.

Figgis'in anlattığı hikâye geleneksel kalıpların dışında. Bir hastalık var, tedavi yok. Bir aşk var, kurtuluş yok. Bence filmin en cesur tarafı bu. Yönetmen, seyirciyi iyi hissettirecek bir çıkış kapısı bırakmıyor. Bunu yaparken de hikâyeyi acındırmaya çalışmıyor. Ben'in hâlini gösteriyor, sonra geri çekiliyor.

Bu mesafe önemli. Film Ben'in yerine karar vermiyor. Onun adına üzülmüyor, onu affetmeye de çalışmıyor. Sadece bir adamın kendi hayatıyla ne yaptığını kaydediyor. Bence bu yüzden film yıllar sonra da eskimiş görünmüyor.

Ben'in mesleği de tesadüf değil. Bir senarist, yani hikâye kuran adam, kendi hikâyesini artık kuramıyor. Elinde senaryo kalmamış, sadece bir gidiş var. Figgis bu ironiyi vurgulamıyor. Seyircinin kendi bulmasını bekliyor.

Sera ve Kabulün Bedeli

Sera (Elisabeth Shue) Las Vegas'ta fahişelik yapıyor. Hayat ona da sert davranmış. Ben ile tanıştıklarında ikisinin de saklayacak bir şeyi kalmamış. Film bu iki insanı yargılamıyor. Sadece yan yana koyuyor.

İlişkiyi başlatan taraf Sera oluyor. Ben'e aşık oluyor. Ben de onu kırmadan, incitmeden bu birlikteliği sürdürüyor. Burada bir dengesizlik var. Sera bir şeyleri düzeltmek istiyor. Ben ise sadece kendisine verilen alanı kullanıyor.

Sera bir süre sonra onu bu alışkanlıktan vazgeçiremeyeceğini anlıyor. Israr etmiyor. Ben'i olduğu gibi kabul ediyor ve anı yaşamaya bırakıyor. Bu, sevginin en zor hâllerinden biri bence. Birini kurtaramayacağını bilmek, yine de yanında kalmak. Film bunu gözyaşıyla değil, sessizlikle anlatıyor.

Sera'nın mesleği filmde bir ahlak dersi malzemesi değil. Figgis onu bir mesele olarak değil, bir yaşam biçimi olarak gösteriyor.

Sera'nın hikâyedeki yeri benim için ayrı. Film onun üzerinden bir kurtarıcı figürü kurmuyor. O da kendi hayatını sürdürmeye çalışan bir kadın. Ben'e yardım etmek zorunda değil. Yine de ediyor. Bu tercih, filmdeki en insani anları taşıyor.

Müzik ve Şehir

Filmin müziklerini caz ağırlıklı bir seçki oluşturuyor. Mike Figgis hem yönetmen hem müzisyen. Müziği bir süs olarak değil, sahnenin havasını taşıyan bir katman olarak kullanıyor. Las Vegas'ın parlaklığı ile Ben'in içindeki karanlık arasındaki fark bu müzikle daha görünür hâle geliyor.

Filmin müziklerinden biri Sting'in seslendirdiği Angel Eyes. Şarkı filmin atmosferine iyi oturuyor. Bence bu tür filmlerde müzik kolay bir numaraya dönüşebilir. Burada öyle olmuyor. Müzik duyguyu yönetmiyor, sadece eşlik ediyor.

Şehir de aynı işi görüyor. Las Vegas ışıklı ve kalabalık. Ben ise bu kalabalığın içinde tek başına. Film şehrin gösterişini kötülemeye çalışmıyor. Sadece o gösterişin bir insanı nasıl yalnız bıraktığını gösteriyor.

Cage'in Performansı

Nicolas Cage, Ben Sanderson rolünde hayatının oyunlarından birini çıkarıyor. Sarhoşluğu bir jest gibi oynamıyor. Yürüyüşü, sesi, bakışı yavaş yavaş dağılan bir adamı gösteriyor. Bence rolün zor tarafı şu: Ben sevimli değil. Seyirci onu sevmek zorunda kalmıyor, sadece izliyor.

Cage bu rolle En İyi Erkek Oyuncu Oscarı'nı kazandı. Ödül filmin bağımsız kimliğini de görünür kıldı. Küçük bütçeli, karamsar bir hikâye ana akımın ödül töreninde karşılık buldu. Bu, 1990'ların bağımsız sineması için anlamlı bir işaret.

Elisabeth Shue da rolün ağırlığını taşıyor. Sera'yı bir kurban olarak oynamıyor. Kendi kararlarını veren, sonuçlarına katlanan bir kadın olarak oynuyor. İki oyuncunun kimyası filmin en sağlam yeri.

Mutlu Son Yok

Film bilinçli olarak mutlu son seçmiyor. İki insanın hayatını kendi tercihlerine göre yaşaması anlatılıyor. Ben en dibe vurduğu dönemde Sera ile karşılaşıyor ama hayata tutunmak için hiçbir şey yapmıyor. Sera onun yanında bir destek gibi duruyor. Ben ise aynı ruh hâlinde devam ediyor.

Seyirci Ben ile özdeşleşmiyor. Yine de alıştığı kalıplarla düşünüp bu aşkın ikisini de kurtaracağını sanıyor. Film ilerledikçe bu düşünceden vazgeçiyor. Bence bu, seyirciyle kurulan sessiz bir anlaşma. Film sana yalan söylemeyeceğim diyor ve sözünü tutuyor.

Sonun nasıl biteceğini bilmek de filmi bozmuyor bence. Burada mesele sürpriz değil. Mesele, o sona kadar geçen zamanın nasıl anlatıldığı.

Bu yüzden Elveda Las Vegas kolay izlenen bir film değil. Ama zor olduğu için değerli de değil. Değerli olan tarafı, karamsarlığını bir gösteriye çevirmemesi. Hikâye acı, anlatım sakin. Bu ikisi bir araya gelince ortaya bağımsız sinemanın en net örneklerinden biri çıkıyor.

Sık Sorulan Sorular

Elveda Las Vegas hangi yıl çekildi?

Film 1995 yapımı. Yönetmenliğini ve senaristliğini Mike Figgis üstleniyor.

Nicolas Cage bu filmle Oscar aldı mı?

Evet. Cage, Ben Sanderson rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Oscarı'nı kazandı.

Film mutlu sonla mı bitiyor?

Hayır. Film bilinçli olarak mutlu son tercih etmiyor. İki karakterin hayatını kendi tercihleri doğrultusunda yaşaması anlatılıyor.

REKLAM
Elveda Las Vegas (1995) Filmi: Konusu ve İncelemesi Reviewed by Semih Kuru on Ağustos 09, 2017 Rating: 5

6 yorum:

  1. Arada saçmalamak lazım blogunu keşif etkinliğinden geliyorum, ve sizi takibe aldım. bende beklerim, sevgiler...
    www.soslubadem.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Sayfamı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. Elbette zevkle takip edeceğim blogunuzu.

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.